8 Şubat 2011 Salı

Dilar ı ma

Dilar evleneli 3 ay oldu 3 ay 5 gün
03/11/2010 Çarşamba saat 15.15
Onu çok özledim.
Çok sıradan görünen bu cümlenin içimdeki anlamı o kadar derin ve acıtıyo ki içimi.
Sanki onsuz başladığım günlerde hep bi eksik var.
Yemeklerin tuzlarının olmaması gibi tuzsuz pilav ın lapalığı gibia.
Tamam tüm sevdiklerim inanılmaz değer verdiğim uğruna ölebileceğim arkadaşlarım sevdiklerim yanımda ama eksiğim.
Mona Lisa tablosu  puzzle nın eksik olan dudak kısmı gibiyim.Tabloya anlamını veremeyen.
Bi insanı neden seversin;
Dilar'ı sevme sebeplerim; Benim gibi ailesini geçindirme derdindeydi, insanlar için hep iyiliğini düşünen, herşeye iyi yönünden bakmak isteyen, çok akıllı, sadece tek yönden değerlendirmeyen karşı tarafa kendi koyup onu anlamaya çalışan. sevmeyi sevilmeyi çok seven sakin bi hayat isteyen.Bi yere tıkılı kalmak istemeyen sarkılarını gökyüzüne sevdiğiyle içindeki tüm coşkuyla söylemek isteyen.
Hep kocaman gülen, güzel gözlü esprili olgun ruhunu içimde hissettiğim sıcaklığıyla beni daha çok ben yapan arkadaşım.
Ramazan ayında öğle saatlerinde doktorun odasında sedye de 1 saat uyuduğumuz bazen uyumayıp gözlerimiz kapalı cenin poziyonu yada göt göte vermiş halde yatıp konuştuğumuz canım arkadaşım.
Evlendin mutlusun biliyorum inş. hepte mutlu olursun.
Seninle geçirdiğim her dakikamın yaşamımda olduğun saniyelerin kıymetini ben çok iyi bildim ama sensizlik beni çok eksiltiyor.
Seni çok özlüyorum, gülüşlerini, sıkıntılarını, fallarını :) herşeyini özlüyorum.
facebookta duvarıma gönderdiğin şiirleri, şarkıları, özlü sözleri özlüyorummm.
Ayşaaaaaaaa diye bağırmanı özlüyorum arkamdan.
Deli gibi özlüyorummm. :(






Bu şiiri de 2008 de sen yazmışsın sanki şuan içimdeki duyguları bilmişsin de yazmışsın canım arkadaşım benim...




Ne yapıyorum ben bu noktada?
Sağım, solum önüm arkam hep çizili
Kocaman boş çemberin içindeyim..
Muallâktayım!
Hoyrat bir rüzgâr gibiyim.
Savrulup gidiyorum hayat, o kocaman çemberin içinde çarpıp duruyorum duvarlara..
Yalpalanıyorum…
Sağa sola çarpıyorum.
Çırpınıyorum.
Ney yapıyorum ben bu dar alanda?
Ayakta dimdik duruyorum öylece…
Ellerim bumbuz, kar gibi soğuk
Uzun bir yol gidiyorum sanki
Akıp gidiyor hayat ipince bir çizgide…
Çiçekli, taşlı, tozlu, karlı, bulutlu, güneşli,
Parçalı bulutlu…
Bütün yollardan geçiyorum nedensiz, amaçsız.
Nereye gittiğimi bilmeden,
Nereye gidiyorum ben?
Ne yapıyorum bu yolda

Elimde değil sevdiğim sürükleniyorum.
Tanımıyorum hissetmiyorum can çekişiyorum
Yükselen güneş yakarken ortalığı
Yol uzadıkça uzarken
Özlüyorum ben,,
Yol derken özlüyorum.
Güneş derken
Can derken özlüyorum sevgilim…
Akşam olurken kırılıyorum,
Dökülüyorum yerlere.
Bir sigara yakıyorum ellerinin değdiği çakmakla.

Uzunca bi nefes çekiyorum.
Ayaklarıma kadar, tırnaklarıma kadar doluyorum.
Dolu dolu gözlerle sağa sola bakıyorum…
Dökülüyorum yerlere kırılıyorum…
Ellerim hissediyor sıcaklığını sigaranın
Sona gelmişim, dayanılmaz olmuş bu son.
Kaçınılmaz,
Uslanmaz,
Arlanmaz,
Söner olmuş bu ateş…
Bu saatte gelinir miydi akla be sevgili?
Gecenin köründe özlenir mi hasret kalınır mı?
Buram buram tüter mi burun direklerini sızlatır mı bu illet, bu lanet?
Bu özlem çekilir mi bu saatte?
Bu yol gidilir mi bu kafayla?
Yol bitince ne olur sevgili?

Dilar GÜN 2008

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder