7 Şubat 2011 Pazartesi

Ruhumdaki Ben'ler

Öyle bi an geliyo ki;ev kızı olmak istiyorum sadece oturup kahvaltı yapıp Müge Anlı daki saçma insanlara kafa yormak istiyorum. sonra evin işlerini yapıp, tv başında dizi izlemek ve kitap okumak istiyorum.Annemle günlere gitmek istiyorum.Akşam için yemekler hazırlamak gece geç saatlere kadar oturup beynimi hiç bişeye yormamak istiyorum.
Öyle bi an geliyo ki;Şuan ki hayatımı çok seviyorum.Bi işimin olması ufak tefek sorumluluklarım olması değişik insanlar tanımak, insanların aslında hem ne kadar fesat hemde ne kadar fedakar ya da iyi & kötü olduklarını görmek iyi oluyor.Haftasonları planlar yapıyorum çıkıyorum dışarı evde oluyorum.(Bu hayatımı seviyorum) Bişeyler için didinmek güzel hep isteklerim oluyo tatminsiz olamıyorum bişeyi istemek onun için uğraşmak ardından elde edip başka hayalleri gerçekleştirmeye başlamak.
Ama burdada arada bi durup bikaç gün dinlenmek hiçbişey yapmadan dinlenmek istiyorum. Zamanım yetmiyo. Çevremdekileri çok sevdiğimden önem verdiğimden dolayı hep onlarla görüşmek bişeyler yapmak istiyorum. Akşamları tv ya da internet kitliyo anlamıyorum haftaiçi akşamlarını. Haftasonları da su gibi akıp gidiyor. Olsun yine de seviyorum hayatımı.
Sağlıklı olmak mutlu olmak çok güzel insanın iç huzurunun olması çok güzel.

Ve yine öyle bi an geliyo ki;
Toplamışım bavullarımı saatimi erken saate kurmuşum havalimanına doğru güneşli güzel bi günde yola çıkmak.Daha önce hiç gitmediğin dillerini bile bilmediğin ülkelere seyahat etmek. Havalimanın da pasaport kuyruğuna girmek, freeshop ta dolanmak ve en heyecanlısı uçağa geçip uçağın kalkışını beklemek içindeki o kuşların uçuşları, sonra yükselmek yükselmek ve heyecanla korku duymak. Bikaç hafta sonra döneceğini bilsen bile arkadanda bıraktıklarını o andan itibaren özlemeye başlamak.Anneye duyduğun özlem, keşke bi kere daha sarılıp bi kere daha seni çok seviyorum diye haykırmayı istemek.Babanı, ablanları ve Sevde yi onlara, onları ne kadar çok sevdiğini aslında onlarsız yaşamının bi hiç olduğunu söylemeyi istemek.

Neyse sonra hayalini kurduğun ülkeye uçağın inişi, havalimanını ilk indiğindeki şaşkınlığın sonra bi taksi tutup şehrin merkezine inmek, oteline yerleşmek ve işlerini bitirdiğinde etrafı bi kolaçan etmek için kapıdan dışarı adım attığında kalbinde hissettiğin o sıcaklık tansiyonun yükselmesi.
Ve diğer günler fotoğraf makinanı yanına alıp şehri artık yarı turist yarı oralı gibi gezmek.
Dönüş yolunda da daha havalimanına giden takside gözlerin yaşlı özlemek ama diğer tarafta ailen ve sevdiklerinin seni beklemesi...

İşte bu son öyle bi an .. en çok bunu istiyorum 2 şer hafta arayla böyle ülkelere gidip oraları görmek yaşamak istiyorum durmadan.

İçimde bi seyahat aşkı var ki sorma!!! Hiç dinmiyor özlemi tıpkı bebekleri gördüğünde onları üstlerindeki sorumsuzluğun güzelliğini özlemek gibi....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder